İlk Kayıttan sonra Adsense Reklamı eklemek

Yorum Bırak
Merhaba arkadaşlar. Blogger'da ilk kayıttan sonra adsense reklamını, menüdeki kazançlar sekmesinden yapabiliyoruz. Fakat burada çıkan 300x250'lik reklamı istemiyorsak, aşağıdaki adımları uygulayarak istediğimiz oranda olan reklamı yerleştirebiliyoruz.

  • ilk olarak blogger'ımızda oturum açıyoruz.
  • Şablon/Html'yi Düzenle yolunu izliyoruz.
  • Ctrl+F kombinasyonuyla aşağıdaki kodu buluyoruz.
  • <b:include data='post' name='post'/>
    
  • Bulduğumuz bu kodun altına aşağıdaki kodları ekliyoruz.
  • <b:if cond='data:post.isFirstPost'><br />
    <div align="center" style="margin-top:0px; margin-bottom:10px;"><br />
    Adsense Kodu buraya (Convert etmeden koymaya çalışmayın, hata verir)</div>
    </b:if>
    
  • Yukarıda "Adsense Kodu buraya yazan yere koyacağınız kodu buradaki adresten blogger için değiştirmeniz gerekli.
  • Sonucunuz aşağıdaki gibi olduysa işlem tamamdır :) Bol kazançlar dilerim


Devamını Oku..

Nizamülmülk Kimdir?

Yorum Bırak
1018 yılında İran-Tus şehrinde doğmuştur. İlk görevini şehir idaresinin bulunduğu Gazne Devleti için yapmıştır. 1059 yılında Gazneliler'in Horasan Valisi olmuştur. 1063'den itibaren Selçuklular himayesine geçen Nizamülmülk 1064 yılında Büyük Selçuklu Devleti'ne vezir olarak atandı.

Memleketin nizamlarının kurucusu anlamında olan Nizamülmülk ismi Abbası halifesi Kâim bi Emrillah tarafından verildi. Kendisinin Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam'ın sınıf arkadaşı olduğu söylenir.(Fakat aralarında 30 yaş fark vardır)
1092 yılında bir derviş tarafından öldürülmüştür(Bu derviş muhabbeti burada anlatılmakta...
Türk devletleri arasında ilk gelir-gider testini yaptıran vezir olmuştur. Ayrıca öğrencilere sağlanan yurt ve bursların da mucididir. Eğitim gönüllüsü yapısıyla dikkat çeken bu devlet adamı, Dünya'daki ilk istihbarat teşkilatının da kurucusu olmuştur. Dünya devletleri arasında da gelmiş geçmiş en büyük devlet adamlarından biri olarak gösterilir.

Nizamülmülk'ün asıl adı  Ebu Ali Kıvamuddin Hasan bin Ali bin İshak et-Tûsî'dir. Siyasetname isimli kitabın da yazarıdır.Nizamülmülk'ün mezarı, bugün İran'ın İsfahan kentinin kenar mahallerinden birinde, Sultan Melikşah ile birlikte ve Selçuklu ailesinden pek çok isimle birlikte mütevazı bir türbede bulunmakta ve Hoca Nizamülmülk olarak bilinmektedir. Bazı kaynaklara göre İran devleti türbeyi bakımsız bırakmıştır.

Devamını Oku..

Hasan Sabbah Kimdir?

Yorum Bırak
Hasan Sabbah, 11. yüzyılın ortalarında yani 1050'li yıllarda doğmuştur. On iki imam Şiiliği'nin kalesi olan Kum kentinden dünyaya gelmiştir. Rivayete göre Yemen kökenlidir.Dini eğitimini Rey şehrinde alan Hasan Sabbah, bu sırada İsmaili bir refik ile karşılaşmıştır. Kendi otobiyografisinde bu olayı şöyle anlatır:
"Çocukluk günlerimden beri öğrenmenin her türlüsüne yönelik içimde bir aşk uyanmıştı. Din alimi olmak istiyordum. On yedi yaşıma kadar bilginin arayıcısı ve araştırıcısı oldum. Rey şehrinde Emire Zerrab adında bir refikle karşılaştım. İsmaili öğretisinin felsefeden ibaret olduğunu düşünüyordum. Emire Zerrab iyi huylu bir adamdı. İlk sohbetimizde "İsmaililer böyle böyle söylüyor" diye anlatmıştı. Ben de ona "dostum, bana onların kelimeleriyle konuşma, kelamları dine aykırıdır" demiştim. Aramızdaki tartışmalar sonucu inandığım her şeyi çürüttü ve yok etti. Düşündüm de gerçek iman muhakkak bu olmalı. Lakin şimdiye dek bunun farkına varamamıştım. Artık ecel saatim geldi ve hakikate vasıl olmadan ölümü tadacağım."
Edward Fitzgerald tarafından Rubaiyat tercümesinin önsözündeki bir hikayede Hasan Sabbah, Nizamülmülk ve Ömer Hayyam'ın sınıf arkadaşı olduğu ve aralarında yaptıkları anlaşmayla hangisi başarı kazanırsa, diğerlerine yardım edecekti. Nizamülmülk vezirlik makamına yükselince ikisine de valilik teklif etmiştir. Hayyam kendisine bir maaş bağlanmasını, böylelikle başıboş dolaşmayı, Hasan ise saray içerisinde daha yüksek bir makam istemiştir. (Aslında Ömer Hayyam öyle yapmamıştır, buradaki makalemde gerekli açıklama mevcuttur...)

Hasan çok geçmeden vezirlik makamına gözünü dikince Nizamülmülk onu lekelemiştir. Bunun üzerine Hasan Sabbah intikamını alacağı Mısır'a gitmiştir. Bu hikayedeki tutarsızlık ise bu üç arkadaşın arasında 30'a yakın yaş farkının olmasıdır.
Nizamülmülk-1018, Ömer Hayyam-1048, Hasan sabbah-1050(yaklaşık olarak) doğmuştur. Yani sınıf arkadaşı olmaları imkansızdır...
Hasan Sabbah daha sonralarında dikkatini İran'ın kuzeyinde bulunan, Deylem bölgesi çekmiştir. Buradaki halk İslam'ı zorla kabul etmeyen, toprakları zor fethedilen, savaşçı ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir halkın kontrolündeydi. Sabbah burada müritler elde etmiş ve amaçları için bir mekan aramıştır. Sonunda Elbruz Dağları'ndaki Alamut Kalesi'nde karar kılmıştır. Hasan Sabbah'ın buraya vardığı sırada kale onu Selçuklu sultanından almış olan Alevi Mehdi adındaki bir hükümdarın elindeydi. Önce bölgeye dailerini yollayan Hasan, bölge halkını ve Alamut'ta yaşayanları kendi tarafına çekmiştir. Hasan Sabbah bu olayları şöyle anlatmaktadır:
"Ve sonra Kazvin'den Alamut'a bir dai gönderdim. Alamut insanlarından bazıları dainin telkinlerine uyup mezhep değiştirdiler ve Alevileri de buna teşvik ettiler. Dai yenilgiye uğramış gibi göründü, ancak bir yolunu bulup dönmelerin tümünü kale dışına çıkardı ve bütün kapıları kapatarak kalenin sultanın malı olduğunu ilan etti. Uzun münakaşalardan sonra onları yeniden içeri aldı ve insanlar da daha kötüsüyle karşılaşmamak için onun himayesi altına girdiler."
Hasan Sabbah bu kaleye yerleştikten sonra 34 yıl boyunca ayrılmamıştır. Odasından bile çok nadir çıktığı varsayılıyor. Bu kaleye yerleştikten sonra 50'ye yakın suikast gerçekleştirmiştir. Suikastçi olarak bilinen Assassin de Hasan Sabbah'dan gelmektedir. En önemli suikasti, şüphesiz Nizamülmülk'tür.
Hasan Sabbah'ın dönemindeki ilginç olaylardan biri de şöyledir:Nizamülmülk'ün ölümünden sonra tahta geçen Muhammed Tapar'dır.O'nun da ölümünden sonra tahta Sencer'e barış elçileri gönderen Hasan Sabbah, reddedilmiştir. Bunun üzerine saraydan yandaşlar edinen Hasan Sabbah sultanın başucuna hançer saplatmıştır. Ayıldığında büyük paniğe kapılan Sencer olayı gizli tutmaya çalışmıştır. Olayın ardından bir elçi gönderen Hasan Sabbah, mesajında:
"Ben istemez miydim, o hançer sert taşa değil de sultanın yumuşacık göğsüne saplansın" demiştir. Bu olaydan sonra İsmaililer, Sencer döneminde oldukça rahatlamıştır.23 Mayıs 1124 Cuma günü ölmüştür.
Kaynak: wikipedia.org
Devamını Oku..

Ömer Hayyam ile Gazali Muhabbeti

Yorum Bırak
Ömer Hayyam'ın rubaileriyle bir şekilde karşılaşmışsınızdır. Ne kadar rubaisi olduğu bir muamma fakat kendisine atfedilen rubaisi yüzlercedir. Hangi rubaisinin kendisine ait, hangisinin değil tartışmaları uzun zamandan beri süre gelmektedir. Dinsiz mi, dindar mı olduğu da bu tartışmalarda hüküm sürmektedir.
Gazali'yle olan muhabbetine geçmeden önce rubailerindeki ince ayrıntıya dikkat etmenizi istiyorum. Rubaileri a+a+b+a uyak düzeninde olan Hayyam'ın kesinlikle olmayan rubailerinden bir örnek vermek istiyorum.
"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun
Cennet-i âla meyhane midir?
Her mü'mine iki huri diyorsun
Cennet-i âla kerhane midir?"
Yukarıda gördüğünüz bu dörtlük kesinlikle O'na ait değildir. Çünkü a+b+a+b uyak düzeninde yazılmıştır ve Ömer Hayyam'ın rubailerindeki uyak düzeniyle uzaktan-yakından alakası yoktur.
Ömer Hayyam Dünya'nın hareketli olduğunu söylediği için dinsiz sayılmıştır. Galile meselesi gibi o da Dünya'nın kendi ekseni etrafında hareket ettiğini söylemiştir.
Ömer Hayyam devlet adamları ve tanınmış kişilerle ters düştüğü için toplum tarafından dışlanmıştır.
Dünyanın hareketli olduğunu ispatlamak için bir mezarlığın yanında "Yıldız Evi" dediği araştırma evini kurmuştur. Bu teorisini de orada yıldızlara bakarak bulmuştur.
O yıllarda bu teorisini açıklamak için Gazali'yi Yıldız Evi'ne davet etti. Ömer Hayyam bu davet için daha öncesinde gerekli hazırlıkları yaptı. Duvarda Zodyak perdesi ve o duvarın önünde yuvarlak bir alan bulunuyordu.
Ömer Hayyam Nişabur medresesinin en bilgili hocası olan Gazali'nin bu alana gelmesini istedi. Gazali dediği gibi o yuvarlak alana geldi ve perdeye baktı. Hayyam Gazali'ye kımıldamamasını söyledi. Gazali'nin önündeki perde birden dönmeye başladı. Altındaki zemin de hareket etmeye başladı. Bunun karşısında donup kalan Gazali, yere düştü. Gazali kendisinin dönmediğini iddia ederken, Ömer Hayyam ve talebeleri kendisinin döndüğünü söylüyorlardı.
Ömer Hayyam kule altındaki mekanızmanın kuleyi hareket ettirdiğini ve bu yüzden Gazali'nin kendi etrafında döndüğünü sandığını anlattı. Yıldızları da aynı bu şekilde her gece görüyorduk. Dünya hareketli olduğumuz için yıldızları hareketli sanıyorduk.
Ömer Hayyam'a göre yıldızlar Dünya'mızdan bir hayli uzaktaydılar.

Bu kadar uzakta olan yıldızların Dünya'mız etrafında dönmesi imkansızdı. Diğer bir yanda ise Güneş evrenimizin lambasıydı...
Gazali Ömer Hayyam'ın bu düşüncesinin Allah'a küfür olduğunu, inançlarımıza ters düştüğünü söylüyordu. Ömer Hayyam'ın söylediği gerçekler, o zamanın insanlarının algılayabileceği şeyler değildi. Ayrıca bağnazca inandıkları şeyler düşünmelerine imkan vermiyordu. Ömer Hayyam o yıllarda bağnazlığı aşmış, ve o döneme göre çok fazla bilgili bir alimdir.
Ömer Hayyam ve Gazali'nin arasında geçen bu muhabbet üzerine Ömer Hayyam'ın dinsiz olduğu bütün Nişabur'a yayılmıştır. Sarayın müneccimi olarak bağlanan maaşı kesilmiştir. Herkesin alay ve hakaretlerine uğrayan Hayyam'ın son olarak "Yıldız Evi" de yakılınca, çaresizce bulunduğu yeri terk etmiştir. Bu olaydan sonraki hayatını fakirlik içerisinde geçirmiştir...
Ömer Hayyam'dan yüzyıl sonra yaşamış olan Şehrazuri, O'nun hakkında şöyle demiştir:"Eğer kendini azıcık olsun denetleyebilseydi, astronomi ve felsefede ulaştığı yücelik, ulaşılmaz olabilirdi".

Devamını Oku..