Ana içeriğe atla

RAM ve ROM Arasındaki Farklar

RAM ve ROM’un ortak alanı, ikisinin de bellek olmasıdır. RAM(Random Access Memory) Rastgele Erişimli Bellek anlamına gelmektedir. ROM(Read Only Memory) Sadece Okunabilir Bellek anlamına gelmektedir. İkisi de bellektir, fakat farklı amaçlara hizmet ederler. ROM’lar da RAM’ler de her bilgisayarda muhakkak bulunur.


ROM’lar zaman içerisinde gelişim göstermiş ve sadece okunabilir bu bellek tipi EEPROM dediğimiz Elektrik ile silinebilir, tekrar yazılabilir hale gelmiştir. Sistemimizin BIOS’unun yapımında da bu EEPROM’lar kullanılıyor.

RAM’lerdeki bilgiler bilgisayar kapatıldığında gider. Ram’in temel kullanımındaki amaç, o an için çalışan programlara daha hızlı erişim sağlamak, programların daha hızlı çalışması için harddiskten gerekli bilgileri çekmektir.


ROM’lardaki bilgiler ise bilgisayar kapanıp açılmasıyla gidecek bilgiler değildir.ROM’lar hız konusunda RAM’lerden daha yavaş imal edilmişlerdir(Yüksek hıza gerek duyulacak bir parça olmadığı için). Ramler’de en önemli nitelik mb. veya gb. cinsinden kapasitesidir.Bu kapasite arttıkça açılacak olan program, oyun, dosyaların sayısı artar ve sistem daha stabil olarak hızlı çalışır.ROMlar ise kb. lık verileri saklarlar.Bu veriler genellikle bilgisayarın temel ayarlarının barındırıldığı bilgilerdir.(bileşenlerin kullandığı portlar, boot device belirlenmesi gibi)

RAM ve ROM’un temel farklılıklarını, elimden geldiğince anlatmaya çalıştım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BDO Denizci Rehberi

Black Desert Online oyununda denizci, geminizin istatistiklerini(Hız, Hızlanma, Dönüş Hızı, Durma) artıran NPC karakterleridir. Takas ile uğraşan oyuncuların adalardaki takas sorumlularına yakın noktalarda araştır ve tedarik yapabilmesini sağlar. Denizciler üç farklı şehirde görülür ve her dört saatte bir rastgele yeniden doğarlar. Denizci istihdam belgesi(3milyon gümüş) ile kiralamak mümkündür. Denizci Rehberi ile detaylar yazının devamında yer almaktadır. Denizciler, gemi değeri olan kamarada belirli bir yer kaplarlar. Denizcilerin kapladığı kamara alanı farklılık gösterir. Çalıştırdığınız işçiler gibi yemek ihtiyaçları vardır. Fakat ızgara kuş eti,  bira  gibi yiyeceklerle değil, 10000 gümüş değerindeki üzümlü ekmek ile açlıklarını giderirler. (Balıkçı türlüsü de denizci açlığını giderir.) Hastalanabilirler. Bu durumda  Yenilenme İksiri  (Merkez Pazar satış fiyatı 12 milyon gümüş civarı) ile tedavi edilebilirler. İşe alma girişimlerinizi reddederek 3 milyo...

Ömer Hayyam ile Gazali Muhabbeti

Ömer Hayyam 'ın rubaileriyle bir şekilde karşılaşmışsınızdır. Ne kadar rubaisi olduğu bir muamma fakat kendisine atfedilen rubaisi yüzlercedir. Hangi rubaisinin kendisine ait, hangisinin değil tartışmaları uzun zamandan beri süre gelmektedir. Dinsiz mi, dindar mı olduğu da bu tartışmalarda hüküm sürmektedir. Gazali'yle olan muhabbetine geçmeden önce rubailerindeki ince ayrıntıya dikkat etmenizi istiyorum. Rubaileri a+a+b+a uyak düzeninde olan Hayyam'ın kesinlikle olmayan rubailerinden bir örnek vermek istiyorum. "Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun Cennet-i âla meyhane midir? Her mü'mine iki huri diyorsun Cennet-i âla kerhane midir?" Yukarıda gördüğünüz bu dörtlük kesinlikle O'na ait değildir. Çünkü a+b+a+b uyak düzeninde yazılmıştır ve Ömer Hayyam'ın rubailerindeki uyak düzeniyle uzaktan-yakından alakası yoktur. Ömer Hayyam Dünya'nın hareketli olduğunu söylediği için dinsiz sayılmıştır. Galile meselesi gibi o da Dünya'nın kendi eks...

Fatih Sultah Mehmed Kimdir?

29 Mart 1432 yılında doğan Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri, uzun boylu, dolgun yanaklı, kırmızı - beyaz tenli, kırık burunlu, kolları adaleli ve kuvvetli bir padişahtı. Devrinin en büyük ulemasından birisi idi. Yedi tane yabancı lisan bilirdi.Âlim, şâir ve sanatkârları toplar ve onlarla sohbetten çok hoşlanırdı. Gayet soğukkanlı ve cesurdu. Eşsiz bir kumandan ve idareci idi. Yapacağı işler hususunda, en yakınlarına bile hiç birşey sızdırmazdı. Fatih Sultan Mehmed’in ömrü seferlerle geçti. Yıkılmaz diye bilinen Bizans’ı yıktı. İstanbul’u fethetti. Ayasofya kilisesini camiye çevirdi. Kıyamete kadar câmi olarak kalmasını istediği bu muhteşem mâbed için mükemmel bir vakfiye yazdırttı. (Bu vekâlet Arşivi Tapu Defterleri No:20, 27, 167, 251 ) 1127 sene kilise, 481 sene de câmi olarak kullanılan Ayasofya, 1934′de müze haline getirildi. Fatih, Enez’i, Galata ve Kefe’yi Osmanlı topraklarına dahil etti. Limni, İmroz, Şemendirek, Taşoz, Bozcaada ve Boğdan’ı ald. Belgrad’ı muhasara ett...