ilginç bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilginç bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlginç Bilgilerle "aaa" Dedirtmeye Devam

Yorum Bırak
Küçüklüğümden beri meraklı olduğumu biliyorum :)Özellikle ilginç bilgiler dikkatimi muhakkak çeker. Bloğumda da bunun için kategori açtım. Buradan o kategoriye giderek diğer yazılarımı okuyabilirsiniz.
Gelelim bu yazıda bahsedeceyim "ilginç bilgiler"e. Aşağıda madde madde sıraladım. Hepinizin dikkatine çekeceğine eminim.



  • Sivrisineklerin 47 tane dişi vardır.
  • Soğuk havada ısınmak için alkol almak tehlikelidir. Çünkü alkol damarlarda genişlemeye sebep olur, bu da ısı kaybını kolaylaştırır. Isınmış gibi hissederiz, fakat donma kolaylaşır.
  • Tv izlerken, uyuduğumuz kalorinin yarısını harcarız.
  • Klinik olarak öldükten sonra 5 dakika daha hayata geri getirilebiliriz. 5 dakika sonrasında beyin hücreleri ölmeye başlar.
  • İnsan uzun süre, midesiz, bir böbrek, bir akciğer ve dalaksız yaşayabilir, fakat karaciğersiz bir dakika bile yaşayamaz.
  • Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa bütün ticari taksilere el koydu. Bu taksileri cepheye asker taşımak için kullandı.
  • Parmak izi gibi dilimizin izi de birbirimizden farklıdır.
  • Kahve sarhoş bir insanın ayılmasına yardımcı olmaz. Çoğu zaman alkolün etkisini arttırır.
  • İnsan yılda en az 1450 rüya görür.
  • Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur. Fakat pırlanta sadece karbondan oluşur.
  • Beethoven beste yapmadan önce kafasını soğuk suya sokuyormuş.
  • Bir kadının en fazla 69 çocuğu olmuş. (Rekora bak beee)
  • Timsahlar daha derine dalabilmek için taş yutar.
  • Çin'de ingilizce konuşan sayısı, Amerika'dan daha fazladır.
  • Bir yılan 3 yıl uyuyabilir.(Zorlasam ben de uyurum:))
  • Maymunlar her yıl uçak kazalarında ölen insandan daha fazlasını öldürüyor.(Pek inandırıcı gelmedi, neyse..)
  • İlk Saat Kulesi, 1404 yılında Moskova'da yapılmıştır.(Güzel memleketim, İzmir'de de var. Fakat ne zaman yapmışlar bilmiyom)
  • Dünya'daki ısı 1900 yılından itibaren 0,7 ºC arttı. (Gerçekten sıkıntılı bir durum, Küresel ısınmanın önüne geçmek için ağaçlanma ve betonarmenin azalması şart...)
  • Sivrisineğin işkence gelen sesi; saniyedeki 500 kanat çırpışından kaynaklanır.
  • Denizyıldızlarının beyni yoktur. (Pek şaşırmadım)
  • Kirpiler suda yüzebilir.
  • Einstein 9 yaşına kadar konuşmamıştır. Ailesi zeka geriliği olduğunu düşünmüştür. Bu soru Einstein'e yöneltiğinde "Konuşmamı gerektirecek birşey yoktu" demiştir.
  • Bir kilo limonda, bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
Sanırım bu kadar ilginç bilgi şimdilik yeter. Diğerlerini başka yazılara saklamak lazım...

Devamını Oku..

Ömer Hayyam ile Gazali Muhabbeti

Yorum Bırak
Ömer Hayyam'ın rubaileriyle bir şekilde karşılaşmışsınızdır. Ne kadar rubaisi olduğu bir muamma fakat kendisine atfedilen rubaisi yüzlercedir. Hangi rubaisinin kendisine ait, hangisinin değil tartışmaları uzun zamandan beri süre gelmektedir. Dinsiz mi, dindar mı olduğu da bu tartışmalarda hüküm sürmektedir.
Gazali'yle olan muhabbetine geçmeden önce rubailerindeki ince ayrıntıya dikkat etmenizi istiyorum. Rubaileri a+a+b+a uyak düzeninde olan Hayyam'ın kesinlikle olmayan rubailerinden bir örnek vermek istiyorum.
"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun
Cennet-i âla meyhane midir?
Her mü'mine iki huri diyorsun
Cennet-i âla kerhane midir?"
Yukarıda gördüğünüz bu dörtlük kesinlikle O'na ait değildir. Çünkü a+b+a+b uyak düzeninde yazılmıştır ve Ömer Hayyam'ın rubailerindeki uyak düzeniyle uzaktan-yakından alakası yoktur.
Ömer Hayyam Dünya'nın hareketli olduğunu söylediği için dinsiz sayılmıştır. Galile meselesi gibi o da Dünya'nın kendi ekseni etrafında hareket ettiğini söylemiştir.
Ömer Hayyam devlet adamları ve tanınmış kişilerle ters düştüğü için toplum tarafından dışlanmıştır.
Dünyanın hareketli olduğunu ispatlamak için bir mezarlığın yanında "Yıldız Evi" dediği araştırma evini kurmuştur. Bu teorisini de orada yıldızlara bakarak bulmuştur.
O yıllarda bu teorisini açıklamak için Gazali'yi Yıldız Evi'ne davet etti. Ömer Hayyam bu davet için daha öncesinde gerekli hazırlıkları yaptı. Duvarda Zodyak perdesi ve o duvarın önünde yuvarlak bir alan bulunuyordu.
Ömer Hayyam Nişabur medresesinin en bilgili hocası olan Gazali'nin bu alana gelmesini istedi. Gazali dediği gibi o yuvarlak alana geldi ve perdeye baktı. Hayyam Gazali'ye kımıldamamasını söyledi. Gazali'nin önündeki perde birden dönmeye başladı. Altındaki zemin de hareket etmeye başladı. Bunun karşısında donup kalan Gazali, yere düştü. Gazali kendisinin dönmediğini iddia ederken, Ömer Hayyam ve talebeleri kendisinin döndüğünü söylüyorlardı.
Ömer Hayyam kule altındaki mekanızmanın kuleyi hareket ettirdiğini ve bu yüzden Gazali'nin kendi etrafında döndüğünü sandığını anlattı. Yıldızları da aynı bu şekilde her gece görüyorduk. Dünya hareketli olduğumuz için yıldızları hareketli sanıyorduk.
Ömer Hayyam'a göre yıldızlar Dünya'mızdan bir hayli uzaktaydılar.

Bu kadar uzakta olan yıldızların Dünya'mız etrafında dönmesi imkansızdı. Diğer bir yanda ise Güneş evrenimizin lambasıydı...
Gazali Ömer Hayyam'ın bu düşüncesinin Allah'a küfür olduğunu, inançlarımıza ters düştüğünü söylüyordu. Ömer Hayyam'ın söylediği gerçekler, o zamanın insanlarının algılayabileceği şeyler değildi. Ayrıca bağnazca inandıkları şeyler düşünmelerine imkan vermiyordu. Ömer Hayyam o yıllarda bağnazlığı aşmış, ve o döneme göre çok fazla bilgili bir alimdir.
Ömer Hayyam ve Gazali'nin arasında geçen bu muhabbet üzerine Ömer Hayyam'ın dinsiz olduğu bütün Nişabur'a yayılmıştır. Sarayın müneccimi olarak bağlanan maaşı kesilmiştir. Herkesin alay ve hakaretlerine uğrayan Hayyam'ın son olarak "Yıldız Evi" de yakılınca, çaresizce bulunduğu yeri terk etmiştir. Bu olaydan sonraki hayatını fakirlik içerisinde geçirmiştir...
Ömer Hayyam'dan yüzyıl sonra yaşamış olan Şehrazuri, O'nun hakkında şöyle demiştir:"Eğer kendini azıcık olsun denetleyebilseydi, astronomi ve felsefede ulaştığı yücelik, ulaşılmaz olabilirdi".

Devamını Oku..

Yavuz Sultan Selim'in Şah İsmail'e Cevabı

Yorum Bırak
Yavuz Sultan Selim Han'ın döneminde geçen bu olay, O'nun ne kadar akıllı olduğunu gözler önüne
seriyor. Şah İsmail'in hakareti üzerine Yavuz'un cevabı...

İran hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherler ile dolu bir hediye sandığı gönderir, hünkâra.
Sandık açılır. İçinden çeşit,çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkar...

Fakat, sandık açılır açılmaz, etrafa pek fena bir koku da yayılır.

Önce, hiç kimse bir anlam veremezken, nadide mücevherler ile dolu sandıktaki bu fena kokuya.

Sonra, mesele anlaşılır.

Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.

Yani, Şah İsmail, aklı sıra, cihan padişahına hakaret ediyor… (!)

Cihan padişahı emir verir,

"herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı'nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.“"
Ve çözümü yine kendisi bulur...
Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatılır. Sandığın içine, o zamanın en nefis gül kokulu lokumlarından hazırlanmış bir kutu yerleştirilir.

Kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret pusula (not) iliştirilir..



Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra,
Şah İsmail'e gönderilir.Sandık, Şah'ın huzurunda açılır.
Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi gül kokusu yayılır. Mücevher vs. gibi hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı Elçisi –Şah’ın tedirgin olmaması için, önce kendisi tatmak kaydıyla- büyük bir saygı ve nezaketle,Şah İsmail'e lokumdan ikram eder.

Bilâhare, görevliler,huzurda bulunanlara teker,teker
ikram etmeye başlarlar, lokumdan. Şah, bütün bu olup bitenlere bir anlam veremez.

Osmanlı Elçisi,
Şah'ın şaşkınlığını gidermek için,
lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı pusulayı uzatır.

Pusulayı okuyan Şah'ın yüzünde,
bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifâdesi alır;

"İsmail... Herkes yediğinden ikram eder"....
Devamını Oku..

İlginç Bitki İsimleri

Yorum Bırak
Bitkilerin isimleri dilimizde gerçekten çok yaratıcı şekilde oluşturulmuş. İnternet'te yaptığım aramalarla bulduğum birbirinden ilginç isimlere sahip bitkileri sizlerle paylaşıyorum...



ABDESTBOZAN OTUGülgillerden, siyah ve yeşil boya çıkartılan bitkidir. Rutubetli yerlerde yetişir. Boyu 70 santimetreye ulaşır. Mide rahatsızlıklarında kullanılır.İdrar söktürmede ve kan dindirmede de kullanılır.

ACI AĞAÇ
Sedefotugillerden, 2-3 metre boyundaki bitkinin, ince kabuklarının üzerinde sarı benekler bulunur, çiçekleri kırmızıdır. Sıcak ülkelerde yetişir. Mide, bağırsak, karaciğer ve böbreklerin çalışmasını düzenlemede yardımcıdır.

ADAM OTU
Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yapraklı ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir. Ağrı kesici ve yatıştırıcı etkileri bulunur. İlginç isimlere sahip bitkilerden "Adam Otu", ismini, köklerinin insan vücuduna benzemesinden alıyor

AYI ÜZÜMÜ
Fundagillerden, küçük taneler halinde kırmızı renkli yemişleri bulunan ve tüylü bitki, 1-3 metre yüksekliğindedir. Çiçekleri pembe salkımlar halindeki Ayı Üzümünün, ishal kesici, idrar yollarını temizleyici etkileri vardır.

BİNBİRDİREK OTU
Çalılık ve fundalıklar arasında yetişen, uzun ömürlü, otsu bir bitkidir. 30-80 santimetreboyunda, gövdesi dört köşeli bitkinin, yaprakları sapsız, çiçekleri parlak sarı renktedir. İdrar ve balgam söktürdüğü, iştah açtığı bilinir.Sarı kantaron da denir. 

BİT OTU
1-1.5 metre boyunda, tüylü bir meyvesi olan ve Mayıs-Haziran aylarında mavi-mor çiçekler açan bir bitkidir. Çok zehirli olduğundan dahilen kullanımı bugün terk edilmiştir. Önceleri tetanos, kuduz, sara gibi hastalıklarda yatıştırıcı olarak kullanılıyordu. Bugün bit, kene gibi vücut parazitlerini öldürmede kullanılır. 

ÇAVDAR MAHMUZU
Buğdaygillere ve özellikle çavdarların üzerinde asalak olarak yaşayan bir mantardır. Bitkiden kanamaları dindirmede yararlanılır. 

ÇOBAN ÇANTASI
30-40 santimetre boyunda, Mart ve Ekim ayları arasında beyaz çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İdrar artırıcı, damarları daraltarak kanama dindirici ve kabız yapıcı etkisi bulunur. 

DANABAĞIRTAN
Kışın yapraklarını dökmeyen, 50 santimetre boyunda, Mart-Eylül aylarında yeşilimsi beyaz çiçekler açan bir ottur. Bazı hayvan hastalıklarında, hayvanın derisi altına yerleştirilerek kullanılır. "Danabağırtan" hayvan hastalıkların tedavisinde kullanılır. 

DARİFÜLFÜL
4-6 santimetre koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli olan meyveleri taze veya kurutulmuş halde baharat veya ilaç olarak kullanılır. -Deniz Kadayıfı: Yosuna benzer bir bitkidir. Denizlerde yetişen bitki, Atlantik Okyanusu sahillerinde bulunur. "Deniz Kadayıfı" ise deniz kıyısında yetiştiği için bu isimlerle anılıyor. 

DENİZ KADAYIFI
Yosuna benzer bir bitkidir. Denizlerde yetişen bitki, Atlantik Okyanusu sahillerinde bulunur. "Deniz Kadayıfı" ise deniz kıyısında yetiştiği için bu isimlerle anılıyor. 

DÖVÜLMÜŞ AVRAT OTU
Bahar aylarında yeşilimsi çiçekler açan, kırmızı meyvelere sahip bir bitkidir. Kök ve gövdesi taze olarak veya yıkanıp kurutulduktan sonra toz haline getirilerek kullanılır. Kurutulmuş bitki müshil, kusturucu ve idrar söktürücü olarak bilinir. Taze bitkinin kullanımı tehlikelidir. 

EBU CEHİL KARPUZU
Bitki, kabakgillerdendir. Elma iriliğinde meyvesi bulunur. Zehirlidir ve 2 gramdan fazlası öldürebilir. Romatizma ağrılarını dindirir, kaşıntıları giderir. 

EŞEK HIYARI
Haziran - Ağustos aylarında sarı renkli çiçekler açan, yol kenarlarında rastlanan bir bitkidir. Meyve ve köklerinden faydalanılır. Taze yapraklar basit yaralanmalarda kanamayı dindirir. 

FARE KULAĞI
Çuha çiçeğigillerden, tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Güzel kokan çiçekli bitki, beyazımtırak erguvan rengindedir. 

GEYİKDİLİ
20-30 santimetre boylarında, otsu bir bitkidir. Çiçeksizdir. Kökleriyle yapraklarının idrar söktürücü, hafif ishal giderici ve yara iyileştirici etkileri vardır. 

GÜZEL AVRAT OTU
Patlıcangillerden, kireçli topraklarda yetişen bitki, 180 santimetre boyundadır ve birkaç sene yaşayabilir. Meyveleri yuvarlak ve siyahtır. İçeriğindeki atropin zehirlidir. Kalbi yavaşlatan, tansiyonu yükselten etkisi vardır. 

HAVACIVA OTU
20-30 santimetre boyunda, Mayıs-Temmuz aylarında mavi çiçekler açan, kumlu topraklarda yetişen otsu bir bitkidir. Kökünde taşıdığı kırmızı boya maddesi, boyamada kullanılır. 

HÜSNÜ YUSUF
60 santimetre boyunda kırmızı çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri toplanıp kurutularak, kullanılacağı zaman suyla kaynatılarak içilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde hanımlar bu bitkiden hazırlanan merhemleri renk vermesi için ciltlerine, özellikle yüzlerinde kullanırdı. 

KADIN TUZLUĞU
2 metre boyunda, Mayıs-Haziran ayları arasında parlak sarı renkli, güzel kokulu çiçekler açan dikenli bir çalıdır. Kırmızı renkli meyveleri vardır. Olgun meyveleri ve kurutulmuş kökü kullanılır. Meyveler hoşaf ve reçel yapımında da tüketilir. Ateş düşürücü, arpacıklarda ise pansuman yapıcı olarak kullanılır. 

KUZU KULAĞI
Haziran-Eylül aylarında küçük çiçekler açan, ortalama 50 santimetre yüksekliğinde bir bitkidir. Kurutulmuş kökleri ve yaprakları ilaç olarak, taze bitki ise salata malzemesi olarak tüketilir. Eski Mısır’dan beri yemek malzemesidir. 

KÖPEK DİLİ
20-90 santimetre uzunluğunda, ilkbahar sonunda kırmızı çiçekler açan bir ottur. Mikrop öldürücü özelliğiyle basit yaralar üzerine taze yapraklarıyla kompres yapılır. 

LOĞUSA OTU
Mayıs-Eylül aylarında, türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bir bitkidir. Yaprakları genellikle kalp şeklindedir. Loğusa Otu’nun kurutulmuş kökleri toz haline getirildikten sonra, suda kaynatıp bal, pekmez veya şekerle tatlandırılarak ya da doğrudan bala konup macun haline getirilerek alınabilir. 

OĞUL OTU
Haziran-Eylül aylarında çiçek açan, limon kokulu 60-70 santimetrelik otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz veya sarımsıdır. Limona benzer kokusu ve lezzeti ile hazmı kolaylaştırıcıdır. Ayrıca uykusuzluk için yatmadan önce banyo suyuna 2 yemek kaşığı oğulotu yağı eklenerek yıkanmak faydalıdır. 

ÖKÜZGÖZÜ
Bileşikgillerden, çayır ve ormanlarda yetişen ve papatyayı andıran bir bitkidir. 

PEYGAMBER AĞACI
15 metreye kadar yükselebilen bu ağaçlar, mavi çiçeklidir. Terletici ve uyarıcı olması nedeniyle soğuk algınlığında kullanılır. 

SARISABIR
Yaprakları dikenli bir ağaçtır. Kozmetik olarak da kullanılabilen Güneş yanığı ve egzamada iyileştirici etkisi bulunur. 

SİNİRLİ OT
20-30 santimetre yüksekliğinde, sulak yerleri seven ve Mayıs-Ekim aylarında türüne göre değişik renkli çiçekler açan otsu bitkidir. Taze yaprakları kanamaları durdurmada kullanılır.

ŞEYTAN OTU
3 metreye kadar yükselebilen, büyük ve parçalı yapraklı, sarı çiçekleri olan otsu bir bitkidir. İran, Hindistan gibi ülkelerde baharat olarak bilinen bitki, iştah açıcı, hazmı kolaylaştırıcı ve sindirim sistemi gazlarını gidericidir. 

TAVŞAN MEMESİ
Maki ormanlarında bulunan, kışın yapraklarını dökmeyen, 1 metre boyunda, nohut kadar kırmızı renkli meyveli ve çiçekler açan bir ağaççıktır. Acı lezzetiyle iştah açıcı, ayrıca idrar söktürücü ve ateş düşürücüdür. 

UNUTMA BENİ ÇİÇEĞİ
Ballı baba familyasından, küçük yapraklı bir kır bitkisidir. Buna Aşkotu ve Güveyotu da denilir. İlkbaharda dallarının ucunda demetler halinde Mavi pembe ve beyaz renglerde çiçekleri var. Dal uçları ve çiçek demetlerinin damıtılması ile elde edilen yağ, kozmetik sanayide yaygın olarak kullanılır. Çiçekleri ise sinirlilik hali, yarım baş ağrısı ve adet düzensizliklerinin tedavisinde yardımcıdır. 

VENÜS SAÇI
Rutubetli ve serin yerlerde, dere kenarlarında yetişen ve 20-40 santimetre yüksekliğinde otsu bir bitkidir.Öksürük kesici, balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcı özellikleri bulunur. 

YAHUDİ OTU
30-50 santimetre boyunda, yaz sonunda sonbahar mevsimine uzanan altın sarısı renkli çiçekli papatya ailesine ait bir bitkidir. İdrar söktürücüdür. 

YILANCIK
15-80 santimetre boyunda, tüm yaprakları sık ve sert tüylü, koyu mor çiçekli bir bitkidir. Mikrop öldürücü etkisi nedeniyle yaralara sürülür. 

YILAN YASTIĞI
Baharda kötü kokulu, çok açık yeşil çiçekler açan, gölgeli ve serin yerleri seven, sonbaharda mısır koçanı gibi turuncu-kırmızı meyveler veren bir bitkidir. Taze yaprak ve kökler sivilcelerdeki cerahati toplamak için ve basit yaralarda pansuman yapıcı olarak kullanılır. Taze bitkiyi yemek, bulantı, kusma, ishal ve kalpte ritm bozukluklarıyla ölüme yol açan zehirlenmelere neden olabilir.
Kadın Tuzluğu Bitkisi


Kaynak: http://www.gidahareketi.org/Ilginc-Isimli-Sifali-Bitkiler-43-haberi.aspx
Devamını Oku..

Mars Hakkında 10 gerçek

Yorum Bırak
Geçtiğimiz aylarda Katı olarak rastlanan sudan sonra dün NASA'nın yaptığı açıklamayla likit olarak da suyun bulunduğu gezegen olan Mars Güneş sistemimizin 4. gezegeni. Aşağıda ise bu gezegen hakkında yapmış olduğum araştırmaya istinaden yayınladığım 10 ilginç madde var.

Olympus Mons - Olympus Dağı
  • Mars'ta Olympus Dağı adı verilen Güneş Sistemi'nin en büyük volkanik yanardağı yer alıyor. Gezegenin yüzeyinden 26,8 km yükseklikte olan bu dağ, neredeyse 3 adet everest yüksekliğinde...

Valles Marineris Kanyonu
  • Valles Marineris adında yine Güneş Sistemi'nin en büyük kanyonu. 2490 mil uzunluğunda, 125 mil genişliğinde olduğu düşünülen bu kanyon, 4 mil de derinliğe sahip.
  • Mars atmosferini eser miktarda su buharı, %95 karbondioksit, %3 nitrojen ve %1,5 oranında da argon gazı oluşturuyor.
  • Mars'ın iki uydusu da Mars'a çok yakın. Bu da çekim alanı sebebiyle uyduların zamanla parçalanması demek... Bilimadamlarına göre bu parçalanma sonucunda Mars'ın kenarında halka şeklini alacağı söyleniyor.
  • Mars Dünya'nın yarısı büyüklüğündedir ve yer çekimi Dünya'ya oranla 3 kat daha azdır. 


  • Mars Gezegeni'nin yüzeyindeki turuncu-kırmızımsı görünüm yüzeydeki Demir Oksit'ten, halk ağzıyla pastan kaynaklanır.
  • Ulusal Havacılık ve Uzay İdaresi(NASA), Planum Boreum ve Planum Australe adında iki kutup buzulunun olduğunu bildirmiştir.
  • Uzay adına çalışma yapan kişiler tarafından Mars ile ilgili girişimlerin %65'i başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu yüzden Güneş Sistemi'nin Bermuda Şeytan Üçgeni lakabını kazanmıştır.
  • Mars ortalama -60 ºC'dir, Dünya'dan teleskopla bakıldığında parlak turuncu renkli olarak görünür.
  • Ovalar, kanyonlar, volkanlar ve kraterler...Mars fiziksel özellikleri, önemli ölçüde Dünya'ya benzerler.
Kaynak: http://www.buzzle.com/articles/10facts-about-mars.html

Devamını Oku..

Atalarımızdan Edep Örnekleri

Yorum Bırak
Eskiden "Kapıyı kapat!. Kapıyı İt!." denilmezmiş.
Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diye düşünülürmüş. "Kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş. Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş.
.....
“Lambayı söndür, Işığı Karart!.. Yak!.." demezlermiş.
Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin. "Lambayı dinlerdir" derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış.
.....
Uyuyan birisi uyandırılmak İçin sarsılmaz veya adı ile çağırılmazmış. "Agâh ol erenoler" derlermiş.
Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan... Ona eren uyanık olurmuş. İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış.

Hanımlar beylerine "Efendi" derlermiş, "siz" derlermiş. Hanımefendiliklerini gösterirlermiş.

Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış. Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için adı "Karınca basmaz Efendi” ye çıkan insanlar varmış.

Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebdenmiş.

Kapı eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş. "Git bir daha gelme!" der gibi değil de. "Gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş.



Canlı cansız her şeyin bir hatırı varmış. Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış.
Devamını Oku..

Bunları Biliyor Muydunuz?

Yorum Bırak
"Vay anasını" dedirtecek ilginç bilgilerin bulunduğu bu yazımı yazarken inanın ben de çok şaşırdım. Gevelemeyip bunları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Kaju meyvesi ve sapı :)

  1. Kaju olarak bildiğimiz çerez aslında kaju meyvesinin sapıdır.
  2. Ananas aslında meyve değildir, tarlada yetişir.
  3. Su aygırının sütünün rengi pembedir.
  4. Mavi balinanın atardamarlarında bir insan rahatlıkla yüzebilir, o kadar büyüktür :)
  5. Kuzey Kore ve Finlandiya'yı ayıran tek ülke Rusya'dır.
  6. Plüton keşfedildiği tarihten itibaren bir kez dahi Güneş etrafında dönmemiştir. Bu yüzden gezen sınıfına dahil edilmemiştir.
  7. Bal güneş görmediği sürece asla bozulmaz.(Kuran-ı Kerim'de de adı geçen bu besin kaynağından böyle bir bilgi pek şaşırtmadı...)
  8. Mario blogları kafasıyla değil, eliyle kırar :)
  9. 19. Yüzyılda yaşayan insanların toplamı geçtiğimiz 2 dakikada çekilen fotoğraflar kadar fotoğraf çekilmemiştir.
  10. Gökyüzündeki yıldız sayısı, dünya üzerindeki tüm plajlardaki kum tanelerinden fazladır.
  11. İnsan DNA'sı %50 oranında Muz meyvesiyle aynıdır.
  12. Rusya, Pluto'dan daha büyük yüzölçümüne sahiptir.
  13. Ahtapotların 3 kalbi vardır.
Devamını Oku..

Türklerle İlgili İlginç Bilgiler

Yorum Bırak
"Kısaca Türk" olarak tanımladığım bu yazımda, bizlerin geleneksel olay ve olaylara yaklaşımlarına yer vermek istiyorum. Sıkılmadan okuyacağınız bu yazıda ara ara atacağınız kahkahalardan dolayı özür dilerim :)


  1. Her buzdolabının yumurtalık bölümünde bulunan yarım limon.(Misafirliğe gittiğimde buzdolabı açma alışkanlığım yoktur, fakat bizim evdeki buzdolabında muhakkak bulunuyor. Sizin de bulunduğuna eminim :)
  2. Yolda yürüyen arkadaşımızın üstüne araba sürmek... Pek komik bir tarafı olmasa da, Türk işi işte...
  3. Islak mendili sırasıyla, yüz, el, kollar, ayakkabı için kullanırız.
  4. Misafirlikden dönmek için kalktığımızda, kapı önünde misafir bulunduğumuz sürenin iki, belki üç katı bulunuruz.
  5. Özellikle Çengel Bulmacada adam kadın bizim için farketmez. Bıyık, sakal, gözlük, ben veya diş çürütme işi biz Türklerin :)
  6. Şampuanımızın içinde çok az kaldığında su doldurarak, içerisinde kalan gıdım şampuanı uzun süre kullanırız.
  7. Türk anneleri için geleneksel bildiğimiz sorulardan, kapıyı açar içeri gireriz ve "geldin mi?" paradoksu içerisine düşeriz :)
  8. Sırf dişçiye gideceğiz diye dişlerimizi fırçalarız (Ağzımız kokmasın, ayıp olmasın) Bunun harici kimimiz haftada 1, kimimiz ayda 1. Kimimiz de dişçiden dişçiye :)
  9. Yediğimiz, dürüm, yarım ekmek veya tost ile içeceğimizi öyle bir ayarlarız ki, onun son lokması gelmeden, o son yudum bitmez...
  10. Trafikte araç kornasını küfür, selam, teşekkür için farklı ritimlerde çalarız :)
  11. Araç camlarını tozlu görünce "Beni yıka", "beni hamama götür" vb. yazarız.
Şimdilik aklıma gelen komiklikler bunlar. Bu arada "Ne mutlu Türküm Diyene". Milletimle gurur duyuyorum, bu yazılanlar alay değil, fıkra tadında komik davranışlarımızdır...
Devamını Oku..